9 Kasım 2012 Cuma
Tupperware
İlk tupperware ev partimiz...Katılım hoştu ama alan yoktu :D Canları sagolsun komsularımın.Bugunde ılk satışı kapı komsum Fadıme abladan yaptık... Hayırlı ugurlu olsun inş...
8 Kasım 2012 Perşembe
Karmaşık duyguların kapı eşiğinde duruyorum
Karmaşık duyguların kapı eşiğinde duruyorum Bir adım ötesi bilinmeyen girdap
Ne söylesem her birine farklı anlamlar yüklenen
Adlandıramadığım karma karışık duygularım
Söylemediğim o kadar çok şey var ki
Artık kendime bile söylemiyorum
Ne tuhaf değ mi?
Kendime söylemediğim yığınla cümle, tonla sözcük varken
Hiçbir şey olmamış gibi duruyorum
Esasında çok şey oluyor
Ama anlam veremediğim bir vurdumduymazlık son zamanlarda
Belki de böylesi kolay geliyor
Susup / Konuşmuyorum
Hiçbir şey olmadığında ya da söyleyecek bir şeyim olmadığından değil
Susarak anlatıyorum susturduklarımı
Anlaya bilirsen tabi…
Konuşup bir şeyler söylememi bekliyorlar yine de
Sadece olduğum yerde duruyorum
Neye, niçin, neden sessiz kalıp soru işaretleri takıyorum ki…
İçimde isyan bayrakları açılıyor
Her seferinde daha da zayıflıyor duvarlar
Bir darbeye daha dayanır mı bilmiyorum
Yine de
Üstüme bir beden büyük gelen
Ama giymekte inat ettiğim sukutu geçiriyorum üstüme
Ne kadar durgunsam o kadar asi bir yanım
Tersine akan Asi gibi..
Ne söylesem her birine farklı anlamlar yüklenen
Adlandıramadığım karma karışık duygularım
Söylemediğim o kadar çok şey var ki
Artık kendime bile söylemiyorum
Ne tuhaf değ mi?
Kendime söylemediğim yığınla cümle, tonla sözcük varken
Hiçbir şey olmamış gibi duruyorum
Esasında çok şey oluyor
Ama anlam veremediğim bir vurdumduymazlık son zamanlarda
Belki de böylesi kolay geliyor
Susup / Konuşmuyorum
Hiçbir şey olmadığında ya da söyleyecek bir şeyim olmadığından değil
Susarak anlatıyorum susturduklarımı
Anlaya bilirsen tabi…
Konuşup bir şeyler söylememi bekliyorlar yine de
Sadece olduğum yerde duruyorum
Neye, niçin, neden sessiz kalıp soru işaretleri takıyorum ki…
İçimde isyan bayrakları açılıyor
Her seferinde daha da zayıflıyor duvarlar
Bir darbeye daha dayanır mı bilmiyorum
Yine de
Üstüme bir beden büyük gelen
Ama giymekte inat ettiğim sukutu geçiriyorum üstüme
Ne kadar durgunsam o kadar asi bir yanım
Tersine akan Asi gibi..
YENİ
Herkeze hayırlı akşamlar..Uzun zaman sonra yenıden aranızdayız :P TUPPERWARE danışmanı olarak indirimlerden faydalanmak isteyenler varsa buyursun :)
6 Aralık 2011 Salı
MİM..
Canım arkadaşım Georgian Girl beni mimlemiş.Uzun zamandır bloga gıremıyordum.Buda vesile oldu. kendim hakkımda 7 gerçek :))
1-Artık sabahları uyuyamıyorum.
2-Bebeğimi sonsuza kadar emdireceğimi zannediyorum.
3-Gezmekten hiç bıkmayacağımı düşünüyorum.
4-Annemi çoook seviyorum.
5-Peynir yemeye deli oluyorum.
6-Pargalı İbrahim.Nejdet (Okan YALABIK'a) hayranım.
7-Tarkan'ı çocuklugumdan beri dinlerim..
20 Nisan 2011 Çarşamba
15 Şubat 2011 Salı
Hediyeler..

Beyaz büyü blogunda birbirinden güzel hediyelerin sizin olmasını isterseniz http://1beyazbuyu.blogspot.com/2011/02/beyaz-buyuden-2-hediye.html Pasajı için
http://beyazbuyu.pasaj.com/ a buyrun lütfen..
9 Şubat 2011 Çarşamba
Merhaba
Kısa bir aradan sonra yine buradayız..Annemler gittiler.Yine kızımla başbaşa kaldık.
Marsmallow şekerden yaptığım şeker hamurlarım;
450 gr. marshmallow şeker
4 yemek kaşığı su
500 gr. pudra şekeri
Bir çimdik tuz
YAPILIŞI:
Marshmallow şekerleri cam bir kaseye boşaltın.
Tencereye biraz su koyup, cam kaseyi üzerine oturtun.
Orta ateşte ara sıra karıştırarak marshmallow şekerleri eritin.
Burda dikkat edilmesi gereken; şekerlerin çok fazla erimemesi ve içlerine sıcak su kaçmaması.
Eriyen şekerlere su, tuz ve pudra şekerinin yarısını ekleyip, karıştırın. Yoğurma kabının dibine bolca pudra şekeri dökün.
Eriyen şekerleri yoğurma kabına alın ve yoğurmaya başlayın.
Dikkat edin eliniz yanmasın.
Kalan pudra şekerinide ekleyip, hamuru iyice yoğurun.
Ele yapışmayan ama yumuşak kıvamlı bir hamur olcak.
Son olarak hamuru top haline getirin ve üzerine margarin sürün.
Streç film ile kapladığınız hamuru 1 gün yada daha fazla oda sıcaklığında bekletebilirsiniz.
Marsmallow şekerden yaptığım şeker hamurlarım;
450 gr. marshmallow şeker
4 yemek kaşığı su
500 gr. pudra şekeri
Bir çimdik tuz
YAPILIŞI:
Marshmallow şekerleri cam bir kaseye boşaltın.
Tencereye biraz su koyup, cam kaseyi üzerine oturtun.
Orta ateşte ara sıra karıştırarak marshmallow şekerleri eritin.
Burda dikkat edilmesi gereken; şekerlerin çok fazla erimemesi ve içlerine sıcak su kaçmaması.
Eriyen şekerlere su, tuz ve pudra şekerinin yarısını ekleyip, karıştırın. Yoğurma kabının dibine bolca pudra şekeri dökün.
Eriyen şekerleri yoğurma kabına alın ve yoğurmaya başlayın.
Dikkat edin eliniz yanmasın.
Kalan pudra şekerinide ekleyip, hamuru iyice yoğurun.
Ele yapışmayan ama yumuşak kıvamlı bir hamur olcak.
Son olarak hamuru top haline getirin ve üzerine margarin sürün.
Streç film ile kapladığınız hamuru 1 gün yada daha fazla oda sıcaklığında bekletebilirsiniz.
28 Ocak 2011 Cuma
PANDİSPANYA
Pazar günü İstanbul'dan anneciğim ve iki erkek kardeşim gelecek.Çok mutluyum.Biri 13 diğeri 6 yaşında bende onlara şeker hamurlu pasta yapmaya karar verdim.Bakalım ortaya ne çıkacak? :) Pandispanyanın tarifi :
KLASİK SADE PANDİSPANYA (24 cm'lik kalıp için)
Malzemeler:
Pandispanya yaparken bilmemiz gerekenler:
KLASİK SADE PANDİSPANYA (24 cm'lik kalıp için)
Malzemeler:
- 4 Adet Yumurta
- 4 Türk Kahvesi Fincanı Toz Şeker (ben 3 koydum)
- 4 Türk Kahvesi Fincanı Un (3.5 koydum)
- 2 Yemek Kaşığı Sıvı Yağ
- 3 Yemek Kaşığı Kaynar Su
- 1 Paket Kabartma Tozu
- 1 Paket Vanilya
- Yumurta aklarını cam bir kasede krem şanti kıvamına gelinceye kadar çırpın.
- Şekerin yarısını ekleyin ve şeker eriyinceye kadar çırpın.
- Ayrı bir kasede yumurta sarılarını, kalan şeker ve kaynar su ile şeker eriyinceye kadar yaklaşık 6-7 dk. çırpın.
- Şeker eriyince yağı ekleyin ve çok az çırpın.
- Toz malzemeleri birlikte eleyin, yumurta akları ve sarıları ile birleştirerek çok az daha çırpın. (bu aşamada mikser yerine çırpma teli yada tahta kaşık kullanırsanız daha iyi olur)
- Yağlanmış ve unlanmış kalıba dökerek, önceden ısıtılmış 180 derece fırında yaklaşık 40-45 dk. batırdığınız kürdan temiz çıkıncaya kadar pişirin.
Pandispanya yaparken bilmemiz gerekenler:
- yumurtaların oda ısında olması gerekmektedir.
- şeker ve yumurta iyice çırpılmalıdır. Yani 2-3 dakika çırpmalıyız.
- unlu karışım şekerli karışıma ilave ederken çok fazla karıştırmamaya dikkat etmeliyiz. Yani mikserin en düşük ayarında ve kısa bir süre karıştırarak diğer malzemeler ile karışmasını sağlamalıyız
- kalıbı yağlarken katı yağ kullanmalıyız
- sade tariflere kakao ilave edeceksek isek karışımın biraz daha koyu olacağını bilmeliyiz.
- pişirme esnasında ilk 20-25 dakika fırının kapağını açmamaya özen göstermeliyiz.
- pandispanyamızda değişik lezzetler denemek için kek karışımına tarçın, limon kabuğu rendesi, portakal kabuğu rendesi, evde var olan marmelatlarımızdan 1 çorba kaşığı kadar ilave edebiliriz.
- Pandispanyalarımızı en az 1 gün önceden hazırlarsak pastamız daha lezzetli olacaktır.
hazırladığınız pandispanyayı streç filme sararak serin bir yerde birkaç gün, buzdolabında birkaç hafta muhafaza edebilirsiniz. - en az 1 gün önceden hazırladığınız pandispanyamızı pasta yaparken kullanırken ara katlarını dilediğimiz malzeme ile iyice nemlendirmeliyiz.
19 Ocak 2011 Çarşamba
18 Ocak 2011 Salı
DENİZATI
Denizatını gören var mı?Annemlere gittiğimizde hamsi temizlerken bir çığlık annemden birde baktım ki ana bu çizgi filmlerde gördüğümüz denizatı olsa gerek :)
Ortadaki de sardalyaydı galiba.bunlarda kurumuş halleri.. Kurutulup asılıyomuş galiba.Şans getiriyormuş..
Ortadaki de sardalyaydı galiba.bunlarda kurumuş halleri.. Kurutulup asılıyomuş galiba.Şans getiriyormuş..
12 Ocak 2011 Çarşamba
Diş Buğdayını bilen var mı?
Ateş ve ishalimiz kesildi Hamdolsun.pazar günü kızımın dişini hissettik.kim ilk görürse o bebeğe hediye alırmış.Ben gördüm tabiki :) Birde bu yeni dişi kutlanırmış.İşte bugday haslanıp kaselerle servıs yapılırmış.içine altın konulup bulan bebege hedıye alırmış.bazı metaryeller dızıp bebek onlardan bırını secermış.ve meslegı onunla alakalı olurmuş falan .. Bende istiyorum.Annemler 15 tatilde burda olurlarsa hep birlikte bişeyler yapacağız.. Tavsiye ve önerilerinizi bekliyorum :)
16 Aralık 2010 Perşembe
14 Aralık 2010 Salı
Misketler
Bir zaman bir mahallede, bütün çocuklar, okul çıkışı misket oynarlarmış. Pek çok mahallede aynı şey olur, bizim mahallede meşe derlerdi, bazıları da bilye der, ama misket daha genel bir isim galiba. Neyse, bu mahallede, nedendir bilinmez, bu durum giderek bir iptila halini almış. Çocuklar, oyunda ustalaştıkça daha çok oynamak istiyorlar, birbirlerine kaptırdıkları misketleri geri almak için hırslanıyorlar, hırslandıkça kendilerini geliştiriyorlar, ustalaştıkça daha çok oynamak istiyorlarmış. Anne-babalar, başlangıçta, çocukların masum eğlencesidir, hatta beyin fonksiyonlarını geliştirir diyerek ses çıkarmıyorlarmış. Ama olay, misket oynamak için okulu asma boyutuna varınca müdahale etmeye karar vermişler.
Ne var ki müdahale girişimleri başlangıçta pek başarılı olmamış. Çocuklardaki tutku o kadar güçlüymüş ki, nasihat, azarlanma, dayak, hatta misketlerine el konulması fayda etmiyormuş. Sonunda, mahallelinin Ruşen Amca dediği ve itibar ettiği, karayollarından emekli mahalle sakini, geç yaşta sahip olduğu oğlunun misket yüzünden serseri olması korkusuyla uzun vadeli bir plan hazırlamış. Mahalleliyi, bu beladan kurtulmak için kesenin ağzını açmak gerektiğine ikna etmiş. Öncelikle, mahalledeki bakkalları dolaşarak, çocuklara artık misket satmamaları konusunda para teklif etmişler. Bakkallar sevinerek kabul etmişler, çünkü zaten aslında fazla misket satışı yokmuş, çocuklar zamanında aldıkları misketleri elden ele geçirerek idare ediyorlarmış. Dolayısıyla ilk aşama çocukların fazla dikkatini çekmemiş.
İkinci aşamada, mahalle mahalle dolaşarak en usta oyuncuyu aramışlar. Sonunda uzak ve yoksul mahallede, Sihirbaz diye bilinen bir çocuk bulmuşlar. Çocuğa ve ailesine para teklif etmişler. Tek şart, çocuk her gün onların mahalleye gelerek misket oynayacak ve üttüğü misketleri gizlice Ruşen Amca’ya verecekmiş. Ve tabii ki bu durumdan asla diğer çocuklara bahsetmeyecekmiş. Sihirbaz, misket konusundaki yeteneğini değerlendirmek için hayat boyu daha iyi bir fırsat yakalayamayacağını fark etmiş.
Böylece Sihirbaz mahallenin misket ortamına girmiş. Olağanüstü tekniğiyle her girdiği oyunu kazanarak mahallenin çocuklarını tek tek ütmeye başlamış. Çocuklar, sürekli ütülmekten sıkılarak Sihirbazı oyunlarına almaz olmuşlar. En azından belli dönemler için… Ama diğerleri karşısında galip gelen de Sihirbaz’a kafa tutmak için cesaretleniyormuş. Ama yine ve hep yeniliyorlarmış. Kendi aralarında, Sihirbaz’ın çocuk değil, hayatı boyunca misket oynamış elli yaşında bir cüce olduğuna dair söylentiler çıkarmışlar. Sonuçta ortalıkta misket kalmamış, mahalledeki bakkalların artık misket satmadığını o zaman fark etmişler. Ama gidip başka yerlerden misket almaya da istekleri kalmamış, çünkü Sihirbaz varken, artık misket oynamak eskisi kadar eğlenceli değilmiş. Sürekli yenilmekten bıkmışlar. Birer ikişer misketten soğumuşlar. Artık mahallede kimse misket oynamaz olmuş.
Ruşen Amca, planın üçüncü aşamasını kendi başına gerçekleştirmiş. Sihirbazın üttüğü misketleri bir çuvala doldurmuş, bir şafak vakti arabasına yüklemiş, uzak kırlık bir yere gitmiş. Çuvalı orada boşaltmış. Çuvaldan dökülen misketlerden bir tepe oluşmuş.
Gel zaman, git zaman, bu misketlerden oluşan tepenin içinde, misketlerin arasındaki boşuklarda bir takım canlılar yaşar olmuş. Bunlar çok küçük, bildiğimiz hiçbir canlıya benzemeyen, çok çok zeki canlılarmış. Misketlerin arasına, örümcek ağı benzeri, ama çok daha karmaşık yapılar inşa etmişler. Misket tepesinin içinde bir uygarlık kurmuşlar. Biz kendilerini henüz fark etmediğimiz için bir isim vermiş değiliz ama hikayenin selameti açısından şimdilik bir isim verebiliriz, mesela potur diyelim.
Poturlar, bilgileri ve uygarlıkları geliştikçe içinde yaşadıkları evrenin de farkına varmaya başlamışlar. Önceleri sonsuz bir koridorda yaşadıklarını düşünüyorlarmış, sonradan küre şekilli ve birbirinden bağımsız kütlelerin arasında yaşadıkları anlamışlar. Ve bu kütlelerin birbirinin üstünde çok hassas bir dengede durduğunu fark etmişler. Öyle hassas bir dengeymiş ki bu, misketlerden biri yerinden azıcık oynatılsa bile, bütün dünya başlarına yıkılacakmış. Bu devasa tasarım karşısında hayrete düşmüşler ve birbirlerine hep aynı şeyi söyler olmuşlar: “Böyle bir şey RASTGELE oluşmuş olamaz.”
Her bir misketi başka misketlerin taşıdığı ve onları da başka misketlerin taşıdığı, her bir misketin birbirine tam da olması gereken yerden temas ettiği ve başka türlü olsa bütün evrenin yıkılacağı bu tasarımın bir tasarımcısı olmalı, demiş poturlar. Bu tasarımcıyı göremiyor olsalar da, çevrelerinde gördükleri su götürmez gerçeklerden dolayı onun varlığından artık eminlermiş. Bazen misketlerden birinin bozunması ya da bir rüzgar esmesi sonucu bazı misketler aşağı yuvarlanır, ve bu, poturların evreninde büyük felaketlere yol açar, şehirler yıkılır, dünya tersine dönermiş. Onlar bu hassas dengeyi kim kurduysa ancak onun bozabileceğini düşünür ve tasarımcının dışarıdan bir yerden kendilerini izleyip hatalarını cezalandırdığına inanırlarmış.
Oysa Ruşen Amca, o sırada üniversite giriş sınavlarına hazırlanan oğlunun dershane parasını denkleştirme derdindeymiş.
Poturlar, hataları için cezalandırıldıklarını fark etmişler etmesine de, neyin hata olduğu konusunda bir görüş birliği yokmuş. Zaman zaman Ruşen Amca’yla telepatik ilişki kurmayı başaran bazı poturlar, ondan aldıkları mesajı diğerlerine iletmişler. Ama farklı mesajlar alıp iletenler ve onlara inananlar arasında kavgaların önü kesilmez olmuş. Akıl ve sağduyu sahibi poturlar araya girmeye çalışmışlar, bu farklı mesajları uzlaştırmaya, aslında çok da farklı olmadıklarını anlatmaya çalışmışlar. Böyle bir düzen RASTGELE oluşmuş olamayacağına göre aslında hepsinin mesajları aynı tasarımcıdan aldıklarını, dolayısıyla arada pek de fark olmaması gerektiğini söylemişler. Bazen başarılı olmuşlar, bazen olamamışlar.
Tabii arada çıkıp “Yahu bu misketler buraya RASTGELE boşaltılmış ve hasbelkader böyle bir denge oluşmuş olamaz mı? Yani bizim tarih boyu içinde yaşadığımız için başka türlüsünü düşünemediğimiz bu denge, teorik olarak oluşması mümkün milyarlarca dengeden sadece biri olamaz mı?” demeye cüret eden bazı kendinibilmezler olmuş ama hemen susturulmuşlar: “Nasıl bu kadar geri zekalı olabiliyorsun?. Bizim en karmaşık statik hesaplarımızla dahi çözemediğimiz bu muhteşem yapının RASTGELE oluşmuş olabileceğini nasıl düşünürsün?”
Ruşen Amca, tıp fakültesini başarıyla bitiren oğlunun ilk çocuğunu görme şansına erişmiş, ama kalbi daha fazlasına elvermemiş. Poturların tek tanrısı olduğunu öğrenemeden, 78 yaşında vefat etmiş. Cenazesine ona büyük saygı duyan mahallelinin neredeyse tamamı katılmış. Ama poturların haberi olmamış.
AFŞİN KUM Afili Filintalar (alıntıdır.)
10 Aralık 2010 Cuma
27 Ekim 2010 Çarşamba
ANTALYA GEZİSİ Düden Şelalesi
Düden Şelalesi ve tekne gezisi..Eşimden Gençlik Spor İl Müdürlüğü Antalya eğitiminden kalan gezi resimlerinden bazıları.
5 Ekim 2010 Salı
ev yapımı çokoprens :D
işte özellikle çocukların seveceği bi tad Ülker çokokrem ve petibör büsküvi ile lezzetli atıştırmalılklar :)
peynirli poğaça
Annemden aldığım tarif.hem çok lezzetli ve pratik.
- 2 yumurta
- 1 su bardağı sıvı yağ
- 1 su bardağı yogurt
- 125 gr tereyağı
- yarım kalıp ezilmiş peynir.
- kabartma tozu
- aldığı kadar un
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













